Polat Tower’daki Yangın

17 Temmuz 2012: Beşiktaş Fulya’da 42 katlı Polat Tower’da Saat 10:40’ta yangın çıktı. 1,200 kişinin çalıştığı binada can yitirilmedi.


Bugün (17 Temmuz 2012 Salı) tüm haber radyo ve televizyonları Fulya’daki Polat Tower yangınından haberleri yayımladılar, canlı olarak. Bir yandan alınan önlemler, öte yandan yangının dış cephede gelişmesi birçok olası kaybı önledi. Hepsinden önemlisi can yitirilmediği belirtiliyor. Polat Tower’daki ve binanın çevresindeki tüm zarar gören kişi ve kuruluşlara geçmiş olsun diyoruz.

İtfaiyenin ve yangından koruma sistemlerinin başarısı kesinlikle yadsınamaz, onların tümünü kutluyoruz.

Şimdi gelelim buradan çıkan derse:

Yangın ile yanmayan iş yerleri, İş Sürekliliği planları yoksa asıl ondan ötürü yanacak.

Burada yer alan kuruluşların işlerindeki belirsiz bir süre için olan kesinti kimbilir onları nasıl zarara sokacak. İş Sürekliliği planı olan ile olmayan işte şimdi anlaşılacak. Binada 1,200 çalışan varmış, kaç kuruluş olduğunu bilmiyoruz. Polat Tower’da ya da çevresinde bulunan kuruluşlardaki olası kayıplar şunlar:

  1. Bina yeniden kullanılabilir hale gelinceye değin iş kesintisinden ötürü olan zararlar (yangında hiçbir personeli ve ekipmanı zarar görmemiş olsa bile)
  2. Yangından ötürü zarar gören ekipman ve belgeler (Bunların bedelini sigorta şirketi karşılasa bile ne işe yarar, onların içeriği nasıl yerine konacak?)
  3. Bu sürede yitirilen müşteriler, itibar, varlıklar…

Sözü uzatmadan belirtmek istiyoruz: Her türlü olağanüstü felaket işyerlerini zarara sokar, zararları en aza indirmenin tek yolu İş Sürekliliği planları oluşturmaktır. Bunun maliyeti kuruluşun büyüklüğüne göre değişir, ama kesinlikle “yalnızca” yangına karşı önlem için kurulan ve yalnızca yazılımı 5 Milyon dolar olan sistemlerden çok daha ucuza gelir, yeter ki bu konuda bir girişim başlatılsın ve plan oluşturulsun. İş Sürekliliği planları el yordamıyla oluşturulmaz, dünyada bu konuda geliştirilen standartlarda önerilen yöntemlere göre geliştirilir.

Aydın Ergil

aydinergil@gmail.com

Reklamlar

Elektrik Kesintisi Bizi Etkilemez!.. (Olur mu?)

Elektrik gitti Marmara bitti

15 Ocak 2012
Elektrik gitti Marmara bitti

Marmara Bölgesi’ne dün öğleden sonra Bursa ve Lüleburgaz çevrim santrallarındaki arızalar nedeniyle saatlerce elektrik verilemedi. Kar yağışının da başladığı İstanbul’da metro seferleri durdu, doğalgaz kesintisi nedeniyle evler buz kesti.

BURSA ve Lüleburgaz çevrim santrallarındaki arızalar nedeniyle dün öğleden sonra İstanbul, Sakarya, Kocaeli, Tekirdağ, Kırklareli ve Edirne’ye elektrik verilemedi. İstanbulve çevresinde saat 13.42’de kesilen elektrik, Bulgaristan’dan alınan elektriğin enterkonnekte sisteme bağlanması ve Ambarlı Termik Santrali’nden besleme yapılmasıyla 3 saat sonra kademeli olarak yeniden verilebildi.TRAMVAY VE METRO SEFERLERİ DE DURDU – Foto GaleriELEKTRİK KESİNTİSİ METROYU VURDU /WEB TVMetro çalışmadı

Kar yağışı sürerken yaşanan elektrik kesintisi nedeniyle İstanbul’da yaşam felç oldu. Metro ve tramvay seferleri, elektriğin kesildiği 13.42’de durdu. İETT, Taksim-Mecidiyeköy-Hacıosman hattı için ek otobüs seferleri koydu. 16.30’da tekrar başlayan metro seferleri 22.30’da normale döndü. Bu arada kesinti nedeniyle trafik sinyalizasyon sisteminin çalışmaması da trafiği arapsaçına çevirdi. Bazı kavşaklarda hasarlı trafik kazaları meydana geldi. Hava koşulları nedeniyle otoyollarda trafik öğle saatlerinden itibaren kilitlendi.

Elektrik kesintisi nedeniyle İstanbul’a doğalgaz verilemediği için sıcaklığın 2 dereceye kadar düştüğü kentte, evler buz kesti. İGDAŞ abonelerini, kesinti süresince kombilerinin vanalarını kapalı tutmaları ve elektrik geldiğinde hemen açmamaları konusunda SMS ile uyardı. Bu arada özellikle yüksek katlı apartmanlarda, hidroforlar çalışmadığı için evler susuz kaldı. Hafta sonu tatilinin ilk günü, kent halkına zehir oldu.

İSTANBUL’DA HAYAT DURDU / WEB TV

TRAKYA ELEKTRİKSİZ KALDI/ WEB TV

Sanayi aksadı

Türk sanayisinin lokomotif kuruluşlarının bulunduğu Kocaeli ve İstanbul’da elektriklerin kesilmesi bir çok tesiste üretimi aksattı. Büyük ölçekli 500’ün üzerinde fabrika bulunan Kocaeli’de elektriklerin kesilmesiyle, hazırlıksız yakalanan sanayi kuruluşlarında üretim durdu. Yedek enerji sistemleri olmayan fabrikalar üretimi tamamen durdururken, başta Dilovası’ndaki metalürji fabrikalarında da demir çelik üretimi yapılamadı, fırınlar soğudu.

TEKİRDAĞ’DA DA ELEKTRİKLER GİTTİ / WEB TV

BURSA DA ELEKTRİKSİZ KALDI / WEB TV

Arıza 5.5 saat sürdü

Türkiye’nin elektrik üretiminin yüzde 10’unu karşılayan Bursa Doğalgaz Kombine Çevrim Santrali’nde Adapazarı hattına ait gerilim trafosunun patlaması, enterkonnekte sistemin çökmesine neden oldu. Buna Lüleburgaz Hamitabat Enerji Çevrim Santralı’nda 150 bin voltluk trafo merkezindeki arıza da eklendi. Trakya bölgesindeki enterkonnekte sisteme Bulgaristan’dan enerji alınması ile saat 14.15’ten itibaren bölgeye elektrik verilmeye başlandı. İstanbul ve çevresi için de İstanbul Ambarlı Termik Santralı’ndan besleme yapılınca kesintinin yüzde 80’i giderildi.

TEİAŞ Genel Müdürlüğü, patlama ile saat 13.42’de başlayan arızanın 19.15’te tamamen giderildiğini açıkladı. Adapazarı’ndan Babaeski’ye kadar olan elektrik sistemindeki arıza 5 saat 33 dakika sürdü.

İSTANBUL ELEKTİRİKSİZ KALDI

Şirketler BT sorunlarına karşı hazırlıksız (*)

Avrupa’nın dokuz ülkesinde şirketlerin ve kamu kuruluşlarının yaklaşık dörtte üçü, olası bir BT krizinin ardından bilgisayar sistemlerini veya verilerini tam olarak düzenleyemeyecek.

EMC’nin hazırladığı rapor, İngiltere dahil 9 ülkede toplam bin 750 BT yöneticisi ile yapılan anketten oluşuyor. Diğer 8 ülke de Almanya, Fransa, İtalya, İspanya, Belçika, Hollanda, Lüksemburg ve Rusya şeklinde sıralanıyor.

Araştırma, şirketlerin yüzde 74’ünün ağlarını tam olarak toparlayabilecekleri konusunda kendilerine çok güvenmediğini ortaya koyuyor. EMC raporuna göre, katılımcıların yüzde 54’ü de geçen 12 ay içinde veri kaybettiğini veya sistemlerinde çökme ile karşılaştığını kabul ediyor.

EMC’ye göre, şirketler yedekleme ve düzeltme sistemlerine daha fazla odaklanmalı. Rapor, veri kaybının ve sistem çökmesinin en temel sebebinin donanımda yaşanan bir hata olduğunu ortaya koyuyor. Bunu güç kesintisi ve yazılım arızaları izliyor.

(*) Kaynak: BT Haber http://www.btnet.com.tr/38537-sirketler-bt-sorunlarina-karsi-hazirliksiz.html

Depremler Ders Olmalı

İş Sürekliliği yöntemleri hala gözardı ediliyor. Yüzlerce insan ölüyor, binlercesi de yaralı, bundan büyük acı duyuyoruz. Ama hala depreme dayanıksız yapılarımızı düzeltmiyoruz. Öte yandan kuruluşlarımız İş Sürekliliği konusunda adım atmıyor. Maliyetleri arttırmaktan korkan üstyöneticiler konuyu deneyimsiz elemanlarıyla çözmeye çalışıyor ya da hiç dikkate almıyor. Devlet yönetimi de aynı duyarsızlık içinde. Artık bu deprem ders olmalı ve tüm kuruluşlar İş Sürekliliği çabalarını başlatmalı.

“Korkma bize birşey olmaz’..”

Haklayıcıların saldırısı sonucu veri tabanı zarar gören ve zararın geri döndürülemeyecek kadar büyük olduğunu gören Hollandalı güvenlik sertifikası sağlayıcısı DigiNotar, iflas başvurusunda bulundu.

Yazı ve kaynak: http://www.btnet.com.tr/

İşte İş Sürekliliği

Suriye interneti kesince veriler eşeklerle taşınmaya başladı

16 Mayıs 2011 | İnterpromedya Haber Merkezi | Bilişim
Mübalağa yok, olay aynen başlıktaki gibi. Ayrıntılar için sizi haberin detayına alalım…

Geçtiğimiz 6 ay içinde Orta Doğu’da yaşanan ve sosyal medya üzerinden örgütlenen isyanların etkisiyle Kuzey Afrika ve çevresindeki 5-6 ülkenin 40 yıllık yönetimlerinin birer birer devrildiğine şahit olmuştuk. Bunun üzerine son zamanlarda bölgenin kaynayan ülkelerinden olan Suriye, zaten 2010 yılı verilerine göre yüzde 17 civarında olan internet erişimini özellikle isyanın güçlü olduğu bölgelerde kısıtlama yoluna gitmişti. Bunun üzerine internetsiz kalan halk, veriyi eşekler üzerinden taşımaya başladı. Şaka değil…

Dbune.com’un haberine göre Suriye’de isyanların başladığı ve internet karartmasına maruz kalan Dara şehrindeki isyancılar, Suriye-Ürdün arasındaki 80 kilometrelik sınır çizgisine yaklaşarak cep telefonları üzerinden Ramtha’daki Ürdün hatlarına bağlanıyorlar ve bu sayede dış dünyaya fotoğraf, bilgi, video gönderiyorlar. Bu yolla dışarıya bilgi aktarmak isteyenlerin çölü geçerek sınıra ulaşmak, hatta sınırı aşmak için en çok kullandıkları araçlar da eşekler.

Tabii silahlı muhafızlar tarafından oldukça sıkı bir şekilde korunan Ürdün-Suriye sınırına yaklaşmanın bir hayli riskli olduğunu söylemeye de gerek yok. Bu ilginç haberin detaylarını yukarıdaki adreste bulabilirsiniz.

Kaynak: http://www.btnet.com.tr/26099-suriye-interneti-kesince-veriler-eseklerle-tasinmaya-basladi.html

İş Sürekliliği ve Sürdürülebilirlik

Gün geçmiyor ki, bir doğal felaket oluşmasın, yeni bir risk ortaya çıkmasın. İşte kuruluşların yaşamlarını ciddi  şekilde etkileyen doğal felaketlerden birkaçı: Sel, fırtına, deprem, tsunami. Geçen aylarda İstanbul’da ve Doğu Karadeniz bölgesinde yaşanan sel felaketleri halâ herkesin gözünün önündedir mutlaka.

Öte yandan, Eylül ayında Ankara’nın en büyük hastanesinin bilgisayar sistemi çöktü, hastanede, hasta kayıt, raporlara erişim ve sağlık hizmetleri bir süre (ne kadar aksadığı bilinmiyor) aksadı. Yangın, savaş, terör, grev gibi toplumsal olaylar ise her an kapıda. Birkaç yılda bir karşımıza dikilen bir başka kriz de iktisadi; döviz kurlarındaki ani değişim birçok kuruluşun kapısına kilit vurdurdu.

Çok yakında tüm ortamlarda duyumsanacak olan bir başka felaket de Domuz Gribi.  9 Ekim’de Sağlık Bakanı’nın yaptığı açıklamaya göre, önümüzdeki aylarda, eğer önlem alınmazsa Türkiye’de 21 Milyon kişi (yanlış okumadınız, nüfusumuzun üçte biri) domuz gribine yakalanacak. Peki tüm önlemler alınırsa kaç kişi hastalanacak? Bakan’ın açıklamasına göre 1,8 Milyon kişi. Hastalık tüm büyük kuruluşların bulunduğu büyük kentlerden başlayarak çevre illere yayılacak. Ankara’da dokuz Öğrencisi Domuz Gribine yakalanan bir okul Ekim ayında bir hafta süreyle tatil edildi.

Ya doğalgaz, elektrik, su, iletişim, telefon, internet gibi ana girdi hizmetlerinin belirsiz bir süre için kesilmesi durumunda ne olacak? Müşterilerin yitirilmesi ise apayrı bir risk. Yabancı paraların değerlerindeki ani artış ya da düşüşler birçok kuruluşun kapanmasına yol açmıştır.

Her geçen gün, bu risklere yenileri eklenmektedir. Kuruluşların yaşamsal süreçlerinin aksaması için bir felaket olması gerekmez. Hiçbir felaket ya da hasar olmadan da yaşamsal süreçler aksayabilmektedir. Örneğin bir kuruluştaki kilit personelin tamamının “domuz gribine” (H1N1) yakalandığını ya da kuruluşun bulunduğu bölgeye giriş ve çıkışların yasaklandığını düşünün, o kuruluştaki işler, bir felaket olmamasına karşın belirsiz bir süre için aksayacaktır.

Oysa sağlıklı bir İş Sürekliliği Planı olan kuruluş bunların hiçbirinden etkilenmez, ulusal ya da uluslararası düzeydeki yükümlülüklerini tam olarak yerine getirir, itibarını korur, ortaklarına bol ve sürekli kazançlar sağlar. İş Sürekliliği Planı olan kuruluşlar, yatırımcılarını, müşterilerini ve çalışanlarını en üst düzeyde korurlar.

İş Sürekliliği Nedir?

İş Sürekliliği, bir kuruluşta, bir sorun oluştuğunda, yaşamsal olan tüm etkinliklerin, kesintisiz sürdürülebilmeleridir.

Günümüzde, her kuruluşun tüm yaşamsal süreçlerini kapsayan bir İş Sürekliliği Planı olmalıdır, çünkü, kuruluşların kapanma ya da zarar görme nedenlerinin başında yaşamsal süreçlerindeki kesintiler gelmektedir.

Ayrıca kuruluşların birbirlerine olan bağımlılıkları da İş Sürekliliği planlarını zorunlu hale getirmektedir. Örneğin büyük bir kuruluşun tedarikçilerinden birinin üretimini durdurması o kuruluşun üretimini doğrudan etkiler. Yakın bir gelecekte, İş Sürekliliği Planı bulunmayan şirketler uluslararası ya da ulusal ilişkilerinde ciddi sorunlar yaşayacaklardır. Diğer kuruluşlarla iş ilişkisi olan kuruluşlar, sözleşmelere İş Sürekliliği Planı önkoşulu koymaya başlamışlardır.

İş Sürekliliği Planı bir İş Sürekliliği Projesi ile oluşturulur. Proje bu planın sürekli olarak güncellenme mekanizmasını da kurar. Plan belirli aralıklarla sınanır.

İş Sürekliliği konusundaki yazılımlar, planlar oluşturulurken yardımcı araçlardır, tek başlarına bir anlamları yoktur. İş Sürekliliği planları otomatik olarak oluşturulamamakta, her kuruluş için ayrı yapılara sahip olmaktadırlar. Bir kuruluşun İş Sürekliliği Projesi o kuruluşun en üst yöneticisi tarafından başlatılmalıdır. Bu düzeyde başlamayan bir projenin başarılı olma şansı yoktur.

Dünyada İş Sürekliliği

Dünyadaki tüm büyük kuruluşların İş Sürekliliği planları bulunmaktadır. Bir kuruluşun İş Sürekliliği planının bulanmaması yalnızca kendine değil topluma da büyük zararlar verebilir.

Dünyadaki tüm Merkez Bankaları, meslek örgütleri, sağlık örgütleri, tüm üyelerine İş Sürekliliği konusunda bilgi vermekte, çözümler önermekte, onları bir İş Sürekliliği Planı edinmeye zorlamakta ve sürekli denetlemektedirler.

Dünyada birçok ülkede İş Sürekliliği standardı oluşturulmuştur. Projeler bu standartlara uygun olarak geliştirilmektedir.

Yurtdışında İş Sürekliliği hizmetleri şu alanlarda verilmektedir: Danışmanlık, Bilgisayar Altyapısı Yedeklemesi (Felaket Onarımları) ve yazılımlar (Projelere şablonlar).

Türkiye’de İş Sürekliliği

Türkiye’de İş Sürekliliği konusu, ilk kez bizim tarafımızdan 2000 Yılı Sorunuyla birlikte dile getirilmiştir. 2000 Yılı Sorunu, bilgisayar sistemlerinde çok önemli bir risk oluşturmuş, önlem alınmayan tüm bilgisayar donanımları ve yazılımları 2000 yılını son iki hanesi olan 00 ile algıladıklarından yanlış çalışma ya da durma endişesini doğurmuşlardır. Bu nedenle o yıllarda adına Acil Durum Planları (Contingency Plan) denen İş Sürekliliği Planları ortaya çıkmıştır. Son yıllarda sık sık gündeme gelen Afet Koordinasyon Merkezleri (AKOM) işin yalnızca felakte yönüyle ilgilidir, “afet” olmadan yaşanan kesintiler AKOM’ların ilgi alanı dışında kalmaktadır.

Türkiye’de ise İş Sürekliliği kavramı basında hiç yer almamaktadır. Birçok kuruluş bu konuda hiçbir adım atmamaktadır. Risklere karşı alınan önlemler bir İş Sürekliliği planı içinde değillerse bir anlam taşımazlar, kuruluşlar en gözardı ettikleri yanlarından darbeler alarak kısa zamanlarda batabilirler. Doğrudan kayıpların yanında marka değerlerinin yitirilmesi, itibarlarının zedelenmesi de büyük önem taşımaktadır.

Öte yandan uluslararası bağlantısı olan şirketler, kendilerinden istenenleri yerine getirmek için İş Sürekliliği çalışmalarını başlatmışlardır.

Son dönemde yaşanan felaketlerde çoğu İş Sürekliliği Planı olmayan kuruluşlar çok büyük zararlarla karşılaşmışlardır. Felaket bölgesinde bulunan kuruluşların çoğu kapanmıştır.

İş Sürekliliği – Sürdürülebilirlik İlişkisi

Son yıllarda dünyada hızla gelişen ve sıklıkla İş Sürekliliği ile karıştırılan bir kavram Sürdürülebilirlik’tir (Sustainability). Sürdürülebilirlik, kısaca, kuruluşların, toplum önünde ekonomik, toplumsal ve çevresel hedeflerini belirlemeleri, bu hedeflere erişim durumlarını düzenli olarak raporlamaları ve zaman içinde bu hedeflerini daha da üst düzeylere çıkarmaları olarak tanımlanır. Sürdürülebilirlik kavramını benimseyen kuruluşlar bu üçlü yapı içinde daha da üst düzeylere gelerek sahiplerinin, müşterilerinin ve toplumun gözünde saygınlıklarını arttırırlar.

Sürdürülebilirlik ile İş Sürekliliği arasındaki en önemli ilişki, İş Sürekliliği’nin yaşamsallığından kaynaklanmaktadır. Bir kesintiden ötürü piyasadan silinen ya da itibarını yitiren bir kuruluşun sürdürülebilirliğinden söz edilemez. Bu nedenle Sürdürülebilirliğin ön koşulu İş Sürekliliği’dir. Yurtdışında sürdürülebilirlik çalışması yürüten her kuruluşun İş Sürekliliği planları vardır. Ülkemizde de yeni gelişen Sürdürülebilirlik çalışmaları mutlaka beraberinde İş Sürekliliği kavramını da getirmelidir. Aksi halde süreçlerinde kesinti yaşayan kuruluşların işlerini ve itibarlarını yitirmesiyle birlikte Sürdürülebilirlik kavramı da itibarını yitirir.

Ne Yapmalı?

Bazı kuruluşların işlerindeki kesintiler, kendi yapılarından, müşterilerinden ve tedarikçilerinden başka tüm toplumu da etkilemektedir, örneğin doğalgaz, su, elektrik, ulaşım, iletişim (telefon, internet, vb), bankacılık, güvenlik, yerel yönetim hizmetleri gibi. Başta bu önemli sektörlerdeki kuruluşlar olmak üzere tüm kuruluşlara önerimiz, acilen İş Sürekliliği Planlarını oluşturmaya başlamalarıdır. Bir İş Sürekliliği Planı olan kuruluşlar da planlarının geçerliliğini ve standartlara uygunluğunu bağımsız ve yetkin kuruluşlara denetletmelidirler.

Öte yandan Sanayi ve Ticaret odaları, Devlet Planlama Teşkilatı, tüm bakanlıklar, Bankalar Birliği, Merkez Bankası ve meslek odaları önce kendilerinin sonra da üyelerinin ya da kendilerine bağlı kurumların İş Sürekliliği Planlarına sahip olmalarında öncülük etmelidirler.

Aydın Ergil

İş Sürekliliği Türkiye
www.issurekliligi.org
aydinergil@gmail.com